1. Ergen Beyni: “Gaz Pedalı Güçlü, Freni Bozuk”
Deniz’e göre ergenlik, beynin risk değerlendirme ve dürtü kontrolü bölümlerinin henüz tamamlanmadığı bir dönem. Bu süreçte çocuklar “ani bir kötülük kararı” ile değil; birikmiş psikolojik travmalar, öfke kontrol bozukluğu ve akran etkisiyle suça yönelebiliyor. Şiddet, bu çocuklar için bazen bir “iletişim dili” haline geliyor.
2. Aile Faktörü ve Sosyolojik Gerçekler
Toplumun “Bu çocuk nasıl yetiştirildi?” sorusunun haklı olduğunu belirten Deniz, iki tip aile tablosuna dikkat çekiyor:
-
İhmalkâr ve şiddet odaklı aileler.
-
Çocuğuna gücü yetmeyen; ekonomik sıkıntı, uzun çalışma saatleri ve destek sistemlerinin yokluğu nedeniyle çocuğun “kendi kendini büyümesine” seyirci kalan aileler.
3. Okuldan Kopuş: İlk Tehlike Sinyali
Okulun çocuk için sadece akademik bir yer değil, hayata tutunma ipi olduğunu vurgulayan Deniz, devamsızlığın bir erken uyarı sistemi olarak görülmesi gerektiğini savunuyor. Okuldan kopan çocuk, koruyucu yetişkin gözetiminden de koparak sokağın ve suç gruplarının etkisine açık hale geliyor.
4. Sadece Ceza Çözüm Mü?
Ağır suçlarda yaptırımın şart olduğunu ancak yetişkinlerle aynı ceza sisteminin işe yaramadığını belirten psikolog, şu önerilerde bulunuyor:
-
Ceza + Rehabilitasyon: Çocuklar kapalı kurumlarda sadece “bekletilmemeli”; yoğun psikiyatrik destek, eğitim ve meslek edindirme programlarına alınmalı.
-
Suç Okulu Riski: Sadece cezalandırılan ve iyileştirilmeyen çocuk, cezaevinden suçu “öğrenmiş” olarak çıkabiliyor.
5. Çözüm: “Olay Olmadan Önce Müdahale”
Deniz’e göre asıl çözüm, suç işlendikten sonra öfkelenmek değil, öncesinde koruyucu bir ağ örmek:
-
Mahallelerde ücretsiz spor ve sanat alanları oluşturulmalı.
-
Aileler “aşırı baskı” veya “tam boşluk” yerine, sevgi dolu net sınırlar koymalı.
-
Ruh sağlığı desteği bir lüks değil, suça giden zinciri kıran en güçlü adım olarak görülmeli.
Son Mesaj: “Çocukluğu koruyamayan toplumlar, geleceği koruyamaz. Çocukların iyiye yönelmesi tesadüf değil, iyi bir sistemin sonucudur.”

