Araç muayene istasyonlarının bakımsız araç parkı ve yola elverişlilik denetimi teknik mevzuatına göre “Basit, Çabuk ve Ucuz” ana prensibiyle kurulduğunu belirten Korkut, bu sistemin uygunsuz araçların tespitiyle önemli katkılar sağladığını ifade etti. Buna rağmen 2025 yılında Türkiye’deki trafik kazalarında hayatını kaybedenlerin sayısının 6 bin 35 kişiye ulaştığını kaydeden Korkut, milyon nüfus başına düşen ölüm oranında Türkiye’nin 70,7 kişi ile Avrupa ortalamasının çok üzerine çıktığını, bu durumun da mevcut araç muayene sistemi dâhil trafik güvenliği politikalarının yetersizliğini gösterdiğini vurguladı.
Araç muayene hizmetinin özelleştirilmesine karşı yıllardır hukuk mücadelesi yürüttüklerini hatırlatan Korkut, 2004-2007 yılları arasında açtıkları altı ayrı davada Danıştay tarafından yürütmeyi durdurma kararları verilmesine rağmen yargı süreçleri tamamlanmadan araç muayenesinin TÜVTÜRK’e devredildiğini söyledi. Yapılan yeni özelleştirme ihalesini ise MOI Ortak Girişim Grubu’nun (TURKA Araç Muayene İstasyonları Yapım ve İşletim A.Ş.) kazandığını ve imtiyaz sözleşmesi öncesindeki sürecin devam ettiğini belirten Korkut, yaşanan sorunların geçmişteki hataların tekrarlandığını gösterdiğini iddia etti. Korkut, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın can ve mal emniyetini sağlamak amacıyla kusurlar tablosu ile muayene şartları gibi bilgileri kamuoyu ile paylaşarak mevzuatı yenilemesi gerektiğini ifade etti.
Gelişen teknolojilere rağmen araç muayenelerinde ciddi teknik donanım eksiklikleri olduğunu dile getiren Korkut, araç üstü arıza tespit cihazı (OBD) test düzenekleri kullanılmadığı için ESP, AEBS, LDW ve e-Call gibi yeni yardımcı güvenlik ve sürüş sistemlerinin kontrol edilemediğini belirtti. AB ülkelerinde 2014/45/EC mevzuatı kapsamında birçok veriyi elektronik olarak analiz eden OBD cihazlarının kullanımının zorunlu olduğunu aktaran Korkut, Türkiye’de ise 2026 yılı itibarıyla araç muayenelerinde hâlâ OBD cihazı kullanılmadığını, elektronik uyarı sistemlerini dahi okuyamayan bir altyapının güvenli bir denetim yapamayacağını savundu. Ayrıca özelleştirmenin yapıldığı 2007 yılından bugüne kadar otobüs ve kamyonlarda hız limitörlerine, takograf sensörlerine yapılan müdahaleler, Adblue emülatörü takılması, elektrik sistemlerine müdahaleler, tır park freni kontrolü ve yüklü fren testleri gibi önemli kontrollerin yeterli cihaz ve ekipman olmaması nedeniyle yapılamadığını sözlerine ekledi.
Sorunların çözümü için araç muayene sisteminin idari ve teknik açıdan kapsamlı biçimde yeniden ele alınması gerektiğini ifade eden Korkut, şu talepleri sıraladı:
- Araç muayene hizmeti ticari bir rant alanı olarak değil, doğrudan can ve mal güvenliğini ilgilendiren stratejik bir kamu hizmeti olarak değerlendirilmelidir.
- Şeffaf, bilimsel ve kamu yararını esas alan yeni bir araç muayene sistemi kurulmalıdır.
- 2007 yılında yapılan yanlış tekrar edilmemeli, yargı süreçleri tamamlanmadan yeni devir sözleşmeleri imzalanmamalıdır.
- Halkın can ve mal güvenliği için AB teknik mevzuatına uyum gerekliliği ihale süreçlerine bakılmaksızın sağlanmalı, mevcut sistem uluslararası standartlara uygun hale getirilmelidir. AB’de güncellenmekte olan yeni araç muayene teknik mevzuatı taslağı COM(2025) Final yakından takip edilmeli, mevzuat buna göre yeniden düzenlenmeli ve önümüzdeki süreçte yürürlüğe girecek tüm teknik yeniliklere göre güncellenmelidir.
- Yol kenarı denetimlerini düzenleyen 2014/47/EC mevzuatı Türkiye’de de yayımlanmalı ve güncel standartlara uygun şekilde uygulanmalıdır.
- 2014/45/EC sayılı AB mevzuatı eksiksiz biçimde uygulamaya alınmalıdır. Kusurlar tablosu, MARTEK tarafından yılda en az iki kez güncellenmeli; gelişen araç teknolojileri ve yeni güvenlik riskleri sisteme düzenli olarak yansıtılmalıdır. Kusurlar tablosunda yer almayan; hız limitörü iptali, AdBlue emülatörü kullanımı, EGR vanası iptali gibi ağır kusur niteliğindeki teknik müdahalelerin denetimi mutlaka yapılmalıdır.
- Muayene sürecine ilişkin mevzuat; araç teknolojisi ve güvenlik tertibatlarına dair yeni gelişmeler (bataryalı ve yakıt hücreli elektrik araçlar, hibrit araçlar, güvenlik şartları) dikkate alınarak, yangın algılama ve söndürme sistemleri, ağır taşıtlar için fren testleri de dahil olmak üzere “Trafikte Sıfır Ölüm Hedefi”ni destekleyecek şekilde uluslararası şartname ve uygulamalara göre güncellenmelidir.
- Piyasa Denetimi ve Gözetimi faaliyetini kamu kurumu niteliğindeki bağımsız kuruluşlar tarafından yapılmasına yönelik denetim prosedürü oluşturulmalı ve kamuoyuna duyurulmalıdır
- Mevcut cihaz ve ekipman yetersizlikleri giderilmeli, özellikle ticari araçlarda Yüklü Fren Testleri etkin şekilde uygulanmalıdır.
- Yeni bir mevzuat düzenlemesi ile ticari araçların periyodik bakım, enerji tasarrufu, sürücü eğitimi, güvenli bakım ve parça kullanımı gibi konularda Makina Mühendisleri Odası tarafından eğitilerek sertifika almış “Araç Teknik Denetim Mühendisleri”ne denetim yetkisi verilmeli ve ticari araçlar iki muayene arasında en az üç defa özel olarak kamusal denetimden geçirilmelidir.
- Ağır taşıtlar için Almanya’daki SP gibi ek bir teknik denetim yapılmalıdır. Almanya’da ve AB ülkelerinin çoğunda otobüsler yılda üç defa, kamyonlar yılda bir defa olmak üzere, araç muayene periyodunun dışında ve belgeli uzman makina mühendisleri tarafından ara denetime tabi tutulmaktadır. Ülkemizde de benzer bir düzenlemeye acil ihtiyaç bulunmaktadır.
Murat Korkut, araç muayene hizmetinin özelleştirilmesinin trafikte can ve mal güvenliği konusunda fayda yaratacağı iddiasının yıllar içinde karşılık bulmadığını savunarak, “Denetim kamusal bir görevdir, halkın can ve mal güvenliği piyasanın insafına bırakılamaz. İktidarı kamusal görevini yapmaya, insanlarımızın can ve mal güvenliğini riske atacak adımlar atmamaya ve mevzuatı uluslararası kriterlere uygun hale getirmeye davet ediyoruz. TMMOB Makina Mühendisleri Odası olarak bu alanda her türlü görev almaya ve gerekli düzenlemelere katkıda bulunmaya hazırız” diyerek açıklamasını tamamladı.

