Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Deprem Uzmanından Kritik Uyarı: “Kaçış Yok, Türkiye’nin Neresine Giderseniz Gidin Etkileneceksiniz”

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Tolga Bekler, Türkiye’nin deprem gerçeğine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Bekler, ana fay zonları nedeniyle ülkenin hiçbir bölgesinin “tamamen güvenli” olmadığını vurgulayarak, depremle mücadele için “üç ayaklı sistem” önerisinde bulundu.

mostbet mostbet az mostbet mostbet az mostbet mostbet mostbet az mostbet mostbet az mostbet az

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi

“Depremler Periyodik Olarak Kapımızı Çalıyor”

Türkiye’nin sismik geçmişini hatırlatan Prof. Dr. Bekler, yıkıcı sarsıntıların kaçınılmaz bir döngü içerisinde olduğunu belirtti. Bekler, “Genel deprem haritasına baktığımızda, hangi bölgeye giderseniz gidin ana fayların oluşturduğu depremlerden mutlaka etkileneceksiniz. Türkiye’de ortalama her 10-15 yılda bir 6,5 ve üzeri, her 35-40 yılda bir ise 7 ve üzeri büyüklükte bir depremle karşılaşıyoruz” dedi.

Teşhis İçin “Daha Fazla İstasyon” Şart

Deprem bilimini tıptaki teşhis yöntemlerine benzeten Bekler, gözlem istasyonlarının önemine dikkat çekti:

“Bir hastayı tedavi etmek için MR veya tomografi gerekir. Biz yer bilimciler için de bu teşhis aracı deprem istasyonlarıdır. İstasyon sayısını ne kadar artırırsak, deprem tehlikesini o kadar sağlıklı tanımlarız. Ancak ‘tedavi’ yer bilimcilerde değil, yerin üstüne dirençli yapılar inşa eden mühendis ve mimarlardadır.”

Kurtuluşun Reçetesi: Üç Ayaklı Sistem

Prof. Dr. Bekler, deprem felaketinden en az zararla kurtulabilmek için dişlileri birbirine bağlı üçlü bir yapının kurulması gerektiğini ifade etti:

  1. Yer Bilimleri (Doğru Teşhis): Sismolojik gözlemlerin ve saha çalışmalarının donanımsal olarak desteklenerek riskli alanların netleşmesi.

  2. Mühendislik ve Denetim (Sağlam Yapı): Yönetmeliklere ve kanunlara uygun, sarsıntıya dayanıklı yapı stokunun hayata geçirilmesi. Bu noktada yerel yönetimler ve yapı denetim merkezlerinin sorumluluğuna vurgu yapıldı.

  3. Bireysel Farkındalık (Bilinçli Toplum): Vatandaşların konut alırken veya inşa ederken tıpkı sağlıklarına dikkat ettikleri gibi yapı kalitesine de dikkat etmeleri.

“Birlikte Çalışmak Zorundayız”

Depremin çok disiplinli bir programın ürünü olarak ele alınması gerektiğini belirten Bekler, “Yasalar, yönetmelikler ve toplumsal katkı bir bütün olmalı. Bu dişlileri ne kadar iyi çalıştırırsak, bugün korkuyla konuştuğumuz bu konuları gelecekte çok daha farklı ve etkin bir şekilde yönetebiliriz” diyerek sözlerini tamamladı.

A9-A1-EE1-D-0-A48-4-C6-F-B8-FC-D41107929394