Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Prof. Dr. Nesrin Dilbaz; “Polikistik Böbrek Hastalığında Psikolojik Yük İhmal Edilmemeli”

Nefroloji kongresinde değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Dilbaz; ağrı, yorgunluk ve genetik kaygılarla mücadele eden polikistik böbrek hastalarında multidisipliner destek ve güçlü hasta-hekim iletişiminin hayati rol taşıdığını ifade etti.

Nefroloji kongresinde değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Dilbaz; ağrı, yorgunluk ve

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, nefroloji kongresinde gerçekleştirdiği sunumda, otozomal dominant polikistik böbrek hastalığında fiziksel tedavinin ruhsal ve sosyal destekle birlikte yürütülmesinin önemini ele aldı.

Polikistik böbrek hastalığında psikolojik yük de göz ardı edilmemeli! 

Böbreklerde kistlerin gelişmesiyle seyreden kalıtsal bir hastalık olan otozomal dominant polikistik böbrek hastalığının, kişinin günlük yaşamını ve geleceğe ilişkin beklentilerini de etkileyebildiğini aktaran Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, “Hastalığın ilerlemesine ilişkin belirsizlik, ağrı, yorgunluk ve çocuklara aktarılma endişesi, hastaların taşıdığı psikolojik yükün parçalarını oluşturuyor.” dedi.

Prof. Dr. Dilbaz, ‘Kistin Ötesi: Psikolojik Yük ve Ortak Karar Alma’ başlıklı sunumunda, böbrek işlevlerini izleyen ölçümlerin yanında hastanın gündelik deneyimine de yer verilmesi gerektiği vurguladı.

Polikistik böbrek hastalığında hastanın yaşam kalitesi de takip edilmeli!

Polikistik böbrek hastalığının takibinde böbrek işlevlerinin, kistlerin büyüklüğü ve tansiyon gibi göstergelerin önem taşıdığını ifade eden Prof. Dr. Dilbaz, “Ancak hastalar, hastalığın erken dönemlerinde bile yorgunluk, uyku güçlükleri, ağrı ve yaşam planlarını etkileyen endişeler yaşayabiliyor.” dedi.

Hekimin öncelikleriyle hastanın en fazla zorlandığı alanların her zaman örtüşmeyebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Dilbaz, şunları söyledi:

“Muayenede hastanın kendisini nasıl hissettiğinin, günlük işlerini ne ölçüde sürdürebildiğinin ve hangi konularda kaygılandığının sorulması, bakımın kişiye uygun biçimde planlanmasına yardımcı olabilir. Kaygı veya depresif belirtilerin fark edilmesi ve gerektiğinde ruh sağlığı desteğine yönlendirme yapılması da bu yaklaşımın önemli bir parçasını oluşturuyor.”

Genetik danışmanlık, aile kurma kararlarında bilinçli seçimleri destekliyor!

Hastalığın kalıtsal niteliğinin, aile kurma ve çocuk sahibi olma kararlarını da gündeme getirebildiğine işaret eden Prof. Dr. Dilbaz, “Bazı hastalar çocuklarına hastalığı aktarma olasılığı nedeniyle suçluluk hissedebiliyor.” dedi.

Ailede daha önce diyaliz veya böbrek nakli deneyimi bulunmasının da geleceğe ilişkin korkuları artırabildiğini kaydeden Prof. Dr. Dilbaz, “Bu duyguların yargılanmadan ele alınması ve ailelerin anlaşılır bilgiye ulaşmasının sağlanması gerekir. Genetik danışmanlık, kişilerin kendi koşulları ve değerleri doğrultusunda bilinçli karar vermelerini destekleyen hizmetler arasında yer alıyor.” diye konuştu.

Tedavi kararları, hastanın beklentileri ve yaşam koşulları gözetilerek alınmalı!

Prof. Dr. Dilbaz, ‘ortak karar alma’ yaklaşımda hekimin, tedavi seçeneklerinin yararlarını ve olası risklerini açıklarken hastanın da kendi beklentilerini, kaygılarını ve yaşam koşullarını paylaşarak karara katılması gerektiğini dile getirdi.

İş düzeni, aile sorumlulukları, tedavinin günlük yaşama etkisi ve kişinin önceliklerinin bu yaklaşımın konuları arasında bulunduğunu hatırlatan Prof. Dr. Dilbaz, “Hastanın seçenekleri anlaması, sorularını sorabilmesi ve üzerinde uzlaşılan planın izlemde yeniden değerlendirilmesi önem taşıyor. Uluslararası KDIGO 2025 kılavuzu da polikistik böbrek hastalığında kişiselleştirilmiş bakımın ve ortak karar almanın önemini vurguluyor.” açıklamasını yaptı.

Hastanın hastalık yükünü paylaşabileceği bir destek ağı oluşturulmalı!

Hastanın gereksinimlerine göre nefroloji, psikiyatri ve psikoloji başta olmak üzere farklı alanların iş birliği yapabileceği bir bakım modelinde bahseden Prof. Dr. Dilbaz, “Genetik danışmanlık, ağrı yönetimi, beslenme desteği ve sosyal hizmetler de bu modele katkı sağlayabiliyor.” dedi.

Aile üyelerinin, hastanın onayıyla bilgilendirilmesi ve destek sürecine katılmasının da önemli görüldüğünü sözlerine ekleyen Prof. Dr. Dilbaz, amacın, kişinin hastalıkla ilgili yükünü paylaşabileceği ve yardım isteyebileceği bir destek ağı oluşturma olduğunun altını çizdi.

Teknoloji, hasta ile sağlık ekibi arasındaki iletişimi güçlendiren bir yardımcı olarak değerlendirilmeli!

Dijital sağlık araçlarının hasta katılımındaki olası rolüne de değinen Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, sözlerini şöyle tamamladı:

“Belirti günlükleri, ilaç ve randevu hatırlatıcıları ile uzaktan iletişim olanakları, uygun koşullarda bakım sürecini destekleyebilir. Bu araçların kullanımında kişisel sağlık verilerinin korunması, bilgilerin güvenilirliği ve hastanın tercihleri gözetilmeli. Teknoloji, hasta ile sağlık ekibi arasındaki iletişimi güçlendiren bir yardımcı olarak değerlendirilmeli.

Polikistik böbrek hastalığıyla yaşayan kişinin kaygıları, ilişkileri ve gelecek planları da tedavi görüşmesinin bir parçası olmalı.”