Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Bursa’da Dezenformasyonla Mücadele Masaya Yatırıldı

Bursa’da dezenformasyonla mücadele konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla seminer düzenlendi.

Bursa'da dezenformasyonla mücadele konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla seminer düzenlendi.

Bursa’da Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen “Dezenformasyonla Nasıl Mücadele Edilir?” başlıklı seminer, Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi Yıldırım Bayezid Salonu’nda gerçekleştirildi.

İletişim Yüzyılı kapsamında düzenlenen seminerde, bilgi kirliliğinin önlenmesi, yanlış ve yanıltıcı bilgilerin tespit edilmesi ve dezenformasyonla mücadelede doğru iletişimin önemi ele alındı.

“HAKİKATİ KORUMALIYIZ”

Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Kevser Öztürk, dezenformasyonla mücadelenin yalnızca teknik bir mesele olmadığını belirterek, hakikati korumanın etik ve toplumsal bir sorumluluk taşıdığını ifade etti. Öztürk, bilgi kirliliği ve dezenformasyonla mücadelenin önemine dikkat çekerek, güvenilir bilgiye ulaşmanın günümüzde daha da önemli hale geldiğini vurguladı.

“EN GÜÇLÜ İLETİŞİM YÜZ YÜZE İLETİŞİMDİR”

Bursa Vali Yardımcısı Salih Altun, iletişimin yalnızca bilgi aktarmaktan ibaret olmadığını belirterek, “İletmek ile iletişim kurmak farklı anlamlar taşımaktadır. İletmek, bir bilgiyi karşı tarafa aktarmaktır. İletişim ise karşılıklı anlayışa dayanan, geri dönüşlerin değerlendirildiği bir süreçtir. Bir medya içeriği hazırlayıp kamuoyuyla paylaştığınızda veya bir vatandaşla iletişim kurduğunuzda, karşı taraftan nasıl bir geri dönüş geleceğini de hesaba katmanız gerekir. Bu süreç, monologdan diyaloğa geçiştir” dedi. Dijitalleşmenin iletişimin yalnızca bir boyutu olduğuna dikkat çeken Altun, “İletişim denildiğinde akla yalnızca dijitalleşme geliyor. Dijital platformlar ve sosyal medya çağımızın en önemli iletişim araçları arasında yer alıyor. Ancak hâlâ en güçlü ve en etkili iletişim, yanımızda çalışan mesai arkadaşlarımızla kurduğumuz iletişimdir. Öncelikle mesai arkadaşlarımızla, ardından amirlerimizle doğru iletişim kurmalıyız. Kurum içindeki iletişimin güçlenmesi, vatandaşlarla olan iletişimimizi de güçlendirir” ifadelerini kullandı.

“İLETİŞİM ARTIK ÇOK YÖNLÜ”

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkan Yardımcısı İlhami Giray Şahin, iletişimin Türkiye’nin ulusal ve uluslararası alanda doğru anlaşılması açısından önemli bir sorumluluk taşıdığını belirterek, “İletişimi, ülkemizin ulusal ve uluslararası alanda doğru anlaşılmasına katkı sunması açısından önemli bir sorumluluk alanı olarak görüyoruz. İçinde bulunduğumuz dönem, yalnızca iletişim araçlarının değil, iletişim stratejilerinin de köklü biçimde değiştiği bir dönem. Artık iletişimin yalnızca haberlerden, televizyon yayıncılığından, gazetelerden ve sosyal platformlardan oluştuğunu söyleyemeyiz” dedi. Yapay zekâ ve algoritmaların iletişim alanındaki etkisine dikkat çeken Şahin, “Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki artık yapay zekâ modellerinin konuşulduğu, algoritmaların geliştirildiği ve hâkim güçlerin kendi söylemlerini öne çıkararak kendi anlayışlarını benimsetmeye çalıştığı bir yaklaşımla da mücadele ediyoruz” ifadelerini kullandı.

“DÜNYA BEŞTEN BÜYÜKTÜR”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Dünya beşten büyüktür” sözünü hatırlatan Şahin, “Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘Dünya beşten büyüktür’ ifadesinin dünyanın dört bir yanında doğru ve anlamlı bir şekilde anlaşılmasını sağlayan süreci bugün birlikte gözlemliyoruz. Yıllar önce bu söz ilk dile getirildiğinde, dünyanın mevcut güçleri belki de kendi otoritelerinin sınırlandırılacağı bir dönemin başlayacağını tahmin etmiyordu. Ancak bu ifadeden sonra dünya değişmeye ve uyanmaya başladı” diye konuştu.
Türkiye’nin Gazze konusundaki tutumuna da değinen Şahin, “Gazze konusunda Türkiye’nin hassasiyetini ortaya koyan söylemlerin her biri bugün Birleşmiş Milletler başta olmak üzere dünyanın dört bir yanında karşılık buluyor, hissediliyor ve izleniyor. Türkiye’nin dile getirdiği hususların dünya ölçeğinde nasıl bir etki oluşturduğunu bugün daha net görüyoruz” dedi.
İletişim alanındaki rekabetin yalnızca içerik üretimiyle sınırlı olmadığını vurgulayan Şahin, “Bugün milyonlarca insan aynı olayı izleyebiliyor ancak birbirinden tamamen farklı gerçeklik algılarına sahip olabiliyor. İletişim alanındaki rekabet yalnızca içerik üretimi üzerinden değil, anlamın ve gündemin şekillendirilmesi üzerinden de yürütülüyor. Burada üzerinde durmak istediğim önemli bir konu, hakikat ve dezenformasyon arasındaki mücadeledir. Özellikle kriz dönemlerinde manipülatif bir haber, yanıltıcı bir görüntü veya kasıtlı olarak üretilmiş bir içerik çok kısa sürede toplumsal bir endişeye dönüşebiliyor” ifadelerini kullandı.