Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Çetin Karahasanoğlu Yazdı.. Döktaş fabrikasının bacasından duman yerine, bu sefer işçinin isyanı çıkıyor!

Bursa’nın, daha doğrusu sanayinin kalbinin attığı, o tarihi ve coğrafi zenginliğiyle gurur duyduğumuz güzel ilçemiz Orhangazi, bugün ne yazık ki başarılarıyla değil, derinleşen bir vicdan ve geçim kriziyle anılıyor. Sokaklarında, kahvehanelerinde, pazar yerlerinde artık tek bir konuşma var: Geçim derdi ve artan işsizlik.

Bursa’nın, daha doğrusu sanayinin kalbinin attığı, o tarihi ve coğrafi

İlçemizin en büyük istihdam kapılarından biri olan, binlerce emekçinin ekmek teknemiz dediği Döktaş fabrikasında günlerdir konuşulan bir iddia, vicdan sahibi herkesin kanını donduracak cinsten. Fabrika yönetiminin, alın teriyle geçinen işçilerin maaşlarında yüzde 20 oranında indirim yapılmasını istediği, bu haksız dayatmaya boyun eğmeyenlerin ise baskıyla ve görev yeri değişiklikleriyle karşı karşıya kaldığı yüksek sesle dile getiriliyor.

Emek Düşmanlığı ve “Köle Değiliz” İsyanı Hayat pahalılığının tencereyi kaynatılmaz hale getirdiği, elektriğin, suyun, kiranın el yaktığı bir dönemde; kârını katlayan dev tesislerin dönüp de faturayı yine çalışana kesmesi akıl alır gibi değil. Orhangazi’nin o sıcak döküm ocaklarında, demirin eritildiği o zorlu koşullarda sabahın köründen gecenin bir yarısına kadar ter döken işçi kardeşimiz, bu adaletsizliğe karşı haklı olarak ses yükseltiyor: “Biz köle değiliz! Alın terimizin, 8 saatlik mesaimizin karşılığını istiyoruz.”

İşçiye “Ya bu indirimi kabul edin ya da kapı orada” mantığıyla yaklaşmak, insan onuruna vurulan en büyük darbedir. Orhangazi’de işsizliğin zaten hat safhada olduğu, iş arayan binlerce gencin ve insanın umutla bir kapı aradığı şu günlerde, hâlihazırda çalışanların da iş güvencesiyle ve maaşlarıyla tehdit edilmesi kabul edilemez.

Pazar Tezgahları Yanıyor: Emeklinin 600 – 1000 Lira Çilesi Fabrikalarda bu vicdansız senaryolar yazılırken, madalyonun diğer yüzü Orhangazi pazarlarında çok daha acı bir tabloyu gözler önüne seriyor. Ömrünü bu ülkeye, bu şehre vermiş, yıllarca prim ödemiş emeklilerimiz bugün pazara heybeyle değil, bükük bir boyun ve ceplerinde 600-1000 liralık cüzi rakamlarla çıkıyor.

Eskiden pazar filesini doldurup parası artan emekli, şimdi üç tane domatesin, yarım kilo patatesin hesabını yapıyor. Bir kilo meyvenin, bir bağ soğanın lüks olduğu bu ekonomik düzen, insanları sadaka ekonomisine mahkum etti. 600-1000 lira ile pazara giren bir insan, tezgâhların önünden boynu bükük, poşeti boş ya da yarım dönüyor. Akşam mutfakta tencerenin ne kaynatacağını kara kara düşünen yaşlılarımız, bu ülkenin en sessiz ama en büyük çığlığıdır.