Heredot kimine göre Evliya Çelebi benzeri bir gezgin tarihçi kimine göre hayalperest bir maceracı. Kimine göre Yunan medeniyeti haricinde herkesi barbar gören bir şovenist olarakta yorumlayanlar olmuştur. Heredot kimdir?
Milattan önce 484’te doğan Heredot, Antik Yunan tarihçi ve yazardır. Gezilerinde gördüğü yerleri ve insanları anlattığı, Herodot Tarihi olarak bilinen eseriyle tanınır. Eserinin esas konusu, Pers İmparatorluğu ile Antik Yunan kent devletleri arasında yapılan Pers-Yunan savaşlarıdır. Herodot, günümüzde Bodrum yerleşimi olan Halikarnas’da doğdu. Tiran Lygdamis tarafından sürülmesi üzerine, gençliği o zaman bilinen dünyanın birçok yerine yaptığı gezilerle geçmiştir. Uzun süre Atina’da yaşayan Herodot’un Mısır’a gidip Assuan’a kadar indiği, Mezopotamya’yı, Filistin’i, Güney Rusya’yı gördüğü, Afrika’nın kuzey kıyılarında bulunduğu sanılmaktadır. Yaşlılığında İtalya’daki Thurii adlı Yunan kolonisine çekilmiş, kendisine “Tarihin Babası” olma ününü kazandıran eserini yazmıştır. Gelelim bizi ilgilendiren kısma
İlçemiz ve civarının Heredot tarihindeki anlatılarına, Bursa bölgesi, MÖ. 4. yüzyılda Bithynia devleti kurulana dek çeşitli kolonilerin ve ülkelerin egemenliğinde yaşamıştı. Ünlü Herodot Tarihi’ne göre, o tarihte Bursa ve civarında var olan tek kent Cius/Gemlik’tir. Cius kentinin kuruluşu MÖ. 12. yüzyıla kadar uzanır. Apamea/Mudanya kentinin ise, MÖ. 10. yüzyılda kurulduğu sanılmaktadır. Uluabat Gölü’nün üzerinde bir adada bulunan Apollonia/Gölyazı’nın ise, MÖ. 6. yüzyıldan daha önce kurulduğu sanılmaktadır. MÖ. 2. yüzyılda M.Kemalpaşa yakınlarındaki Melde Tepesi’nde antik Miletopolis, 356 yılında Orhangazi’de Basilinopolis, Sölöz köyünde Pythopolis, Yenişehir’de Otroia, Orhaneli’de Adriani, Karacabey’de Kremastis, Eşkel’de Daskylium, Çekirge’de Plai, Kurşunlu’da Brillos, İznik’te Nicaea antik kentleri kurulmuştu. Bu bağlamda Ilıpınar Höyüğü önem arz etmekte çünkü Neolitik çağdan Roma Bizans dönemlerine kadar bize bilgiler sunmakta olan bu kazı bilim camiasında pek hakettiği değeri bulduğu söylenemez. İlçemizde bir müzemizin olmayışınıda eklersek Ilıpınar Höyüğü kazısını hakettiği gibi tanıtamadımızı söyleyebiliriz. Ilıpınar ve çevresinde bir mesire alanı düzenlenmesi yapılsa gelen Turistlere rehberler eşliğinde anlatım yapılabilir. Orhangazi’nin tanıtımına katkı sağlayacak bir değer olan Ilıpınar Höyüğü atıl bir durumdadır. Orhangazi’de Pers izlerini pek göremesekte o dönemde büyük yıkımlar yaşandığı muhakkaktır. Bu bağlamda dağlarda ki mağaralarda bir araştırma yapılmaması bir eksikliktir. Üniversitelerimizin mağaracılık klüplerini bölgemizde araştırma yapmaya davet ediyorum. Çünkü bu savaşlarda insanlar ya tünellerde ya mağaralarda yada sığınaklar yaparak istila güclerinden saklandıkları muhakkaktır. Heredot’a dönecek olursak, Anadolu’yu gezmiş, Asya ülkelerine seyahat etmiş ve Trakya bölgesini incelemiştir. Dünyanın yuvarlak olduğunu savunan Heredot, dünya haritası çizmiştir. Bu dünya haritasında eksikler vardı. Çünkü Hindistan’ı yanlış çizmiş; Avrupa’nın kuzeyini ve Asya’nın doğusunu çizmemiştir. O döneme bakılınca bu eksikler günümüzdeki kadar etkili olmamış, dönemin diğer çalışmalarına göre kıymetli bir hazine gibi bakılmıştır.
Dönemin diğer coğrafya bilim insanlarına göre farklı yaptığı bir şey vardır. O da, Hazar Denizine bir iç deniz demesi ve Afrika’nın etrafının denizlerle çevrili olduğu bilgisidir. Kendisinden sonra ki nesillere güzel bir bilgi hazinesi bırakan Heredot kuşkusuz bilim camiası için ender bir şahsiyettir.
Herodot güvenilir bir kaynak mı?
Herodot’un bazen yanlış bilgiler verdiği ya da sonuçta abarttığı doğru olsa da, anlatılarının sürekli olarak az ya da çok güvenilir olduğu görülmüştür. Çalışmalarına yönelik en sık öne sürülen eleştiriler bugün arkeolojik kanıtlarla çürütüldü. Bu da Herodot’un sunduğu çoğu bilgilerin aslında doğru olduğunu veya en azından zamanın kabul edilmiş bilgilerine dayandığını kanıtlıyor. Günümüzde tarihçilerin çoğu Herodot’u Tarihin Babası olarak anıyor ve antik dünyaya dair güvenilir bir bilgi kaynağı olmaya devam ediyor. Ufak bir örnek ile yazımı sonlandıracağım. ; İran’da yuva kazarken dışarı altın tozu yayan tilki büyüklüğünde karıncaların olduğu iddiasıdır. Fransız yazar ve kaşif Michel Peissel, 1984 yılında Himalayalar’da tilki büyüklüğündeki dağ sıçanının yeri kazarken gerçekten altın tozu yaydığını doğrulayıncaya kadar bu açıklama yüzyıllar boyunca reddedildi ve kaynaklar hayvanın bunu antik çağda da yaptığını gösterdi. Köylülerin bu tozu toplama konusunda uzun bir geçmişi var.
Bilimsel dayanağı olan herşey bana kaynak olabilir…
Haftaya apayrı bir konu ile birlikte olana kadar esen kalın…
İlhan Erdem

