Bursa’nın deprem hazırlığı konusunda yalnızca mevcut yapı stokunun yenilenmesine odaklanmanın yeterli olmadığını ifade eden Şadi Özdemir, kentin afet sonrasında ihtiyaçlarını karşılayabilecek altyapıya da sahip olması gerektiğini söyledi.
Mevcut şehirlerin yeniden planlanmasının ve yapı stokunun dönüştürülmesinin kolay olmadığını belirten Özdemir, ilçe belediyelerinin ve Büyükşehir Belediyesi’nin kaynaklarıyla bu sürecin kısa sürede tamamlanamayacağına dikkat çekti. Nilüfer’in diğer ilçelere kıyasla daha dayanıklı bir yapı stokuna sahip olduğunu düşündüğünü ifade eden Özdemir, tüm ilçelerde yapı stokunun yeniden ele alınması gerektiğini vurguladı.
Geçmiş depremlerde yaşananlara işaret eden Özdemir, afetin hemen ardından kamu kurumlarının bölgeye ulaşmakta zorlanabildiğini, vatandaşların günlerce su, gıda ve temel ihtiyaçlara erişemediğini hatırlattı.
Bursa’nın olası bir depremde İstanbul’dan beklenen desteği de alamayabileceğini dile getiren Özdemir, “Burada olan bir deprem aynı zamanda İstanbul depremi de olacak. Burada yıkıcı bir deprem olursa yüzde 100 İstanbul’da da bunun bir tarafı olacak. İstanbul öksürürse kimse Bursa’yı görmez. İstanbul’un gücü olmasa da depremin başlangıcında, depremden hemen sonra bize sahip çıkacak kimse olmaz. İki gün, üç gün kendi başımızayız” ifadelerini kullandı.

BAŞKÖY’DEKİ 300 DÖNÜMLÜK ALANA DEPREM LOJİSTİK MERKEZİ ÖNERİSİ
Deprem sonrasında yaşanabilecek lojistik sorunların önüne geçmek amacıyla Başköy’de bulunan yaklaşık 300 dönümlük taş ocağı alanının değerlendirilmesini öneren Özdemir, burada kapsamlı bir deprem lojistik merkezi kurulmasını istedi.
Söz konusu alanda afet anında kullanılacak iş makinelerinin, ekipmanların ve temel ihtiyaç malzemelerinin hazır bulundurulmasını öneren Özdemir, gıda toptancıları sitesinin de aynı bölgeye taşınmasının iki önemli avantaj sağlayacağını belirtti.
Mevcut gıda toptancıları sitesinin kent merkezinde trafik yükü oluşturduğunu ifade eden Özdemir, merkezin çevre yolu bağlantısına yakın bir noktaya taşınmasıyla kent içi trafiğin rahatlayabileceğini söyledi. Özdemir, olası bir depremde ise gıda dağıtımının bu merkez üzerinden daha hızlı gerçekleştirilebileceğini kaydetti.

“BİR YILDIR İLERLEME SAĞLAYAMADIK”
Yaklaşık 300 dönümlük alanın deprem lojistik merkezi için yeterli olduğunu belirten Özdemir, bölgenin orman alanı statüsünde bulunması nedeniyle tahsis konusunda sorun yaşandığını ifade etti.
Alanı Büyükşehir Belediyesi’ne veya Nilüfer Belediyesi’ne tahsis ederek projeyi hayata geçirmek istediklerini anlatan Özdemir, Orman Kanunu’nun bu amaçla tahsise izin vermediğinin kendilerine bildirildiğini söyledi.
Konuyu Bursa Valisi, Büyükşehir Belediye Başkanı ve AFAD İl Müdürü ile görüştüğünü belirten Özdemir, tarafların prensipte projenin uygun olduğu yönünde görüş bildirdiğini ancak alanın orman statüsünden çıkarılması konusunda bir yıldır ilerleme sağlanamadığını dile getirdi.
Özdemir, “Burayı hep beraber korumamız lazım, topluma burayı kazandırmamız lazım” diyerek alanın deprem hazırlıkları kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

SU FATURALARINDA YÜZDE 103,46 ARTIŞ İDDİASI
Konuşmasının son bölümünde Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin su fiyatlandırma politikasını da eleştiren Şadi Özdemir, belediyenin ödediği su faturalarını örnek gösterdi.
Büyükşehir Belediyesi’nin su tarifelerinde indirim yaptığını açıkladığını hatırlatan Özdemir, buna karşın belediyenin su birim fiyatında önemli bir artış yaşandığını savundu.
2025 yılında 46 lira 28 kuruş olan birim fiyatın bugün 94 lira 16 kuruşa yükseldiğini belirten Özdemir, bu artışın yüzde 103,46’ya karşılık geldiğini söyledi.
Su faturalarına yansıtılan katı atık bedelleri üzerinden de değerlendirmelerde bulunan Özdemir, söz konusu bedelin ilçe belediyelerinin tahsil etmesi gereken bir ücret olduğunu ifade etti. Su indirimi açıklamalarına rağmen katı atık bedelinin vatandaşın faturasında yer almaya devam ettiğini belirten Özdemir, fiyatlandırmadaki artışın da göz ardı edilmemesi gerektiğini dile getirdi.
Özdemir, Bursa’nın ve Nilüfer’in korunmasının yalnızca belediyelerin değil, kentte görev yapan tüm siyasetçilerin sorumluluğunda olduğunu belirterek konuşmasını tamamladı.
